25 Nisan 2014 Cuma

Google Neden En Başarılı Arama Motoru?

Başımız sıkıştığında her zaman başvurduğumuz "Google Amca"mız diğer arama motorlarının önüne nasıl geçti? En başarılı arama motoru olması, stratejik bir planmıydı? Yoksa parası olanın mı borusu ötüyordu? Ünlü araştırma ve geliştirme labaratuarlarının kurulmasına kadar olan süreçte Google'ı ve arama motorları hakkında detaylı bilgiye yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Günde milyarlaca kez arama yapıldığını düşünürsek, bunu kusursuz ve en iyi şekilde gerçekleştiren arama motorları aslında bir sanat ürünüdür. Saliseler için önümüze binlerce seçeneği koyan arama motorları, bizim internetteki en iyi yardımcımızdır. Zamanın çok önemli olduğu şu dönemler de ve bize bilgiyi en hızlı şekilde ulaştıran arama motorları arasından Google neden öne çıktı? Google'ın en başarılı arama motoru olmasının sebebi neydi? Bu sorunun cevabını vermeden önce ilk olarak "Arama Motoru" kavramına değinelim.

Arama Motoru Nedir?

Arama motorları internet üzerindeki içerikleri bizim istediğimiz sorguya göre uygun siteleri karşımıza çıkaran mekanizmalardır. Arama motorlarının bize sunduğu binlerce seçeneği daha önceden görmüş yani o siteyi ziyaret etmiş olması gerekmektedir. Unutmayalım arama motorları gitmediği, görmediği yada hatırlayamadığı siteleri bizim karşımıza çıkaramaz. Bu yüzden bir arama motorunun en iyi sonuca ulaşması için tüm siteleride bilmesi gerekmektedir.

Arama Nasıl Çalışır?

Google da bir arama yaptığınızda neler olduğuna bakalım.

Google'da bir arama yaptığınızda tüm internet sitelerinde arama yaptığınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Google bu aramaları kendi dizinlerinde olan siteler üzerinden yapar, yani bildiği siteler üzerinden yapar. Dediğimiz gibi arama motorları bilmediği siteleri bizim karşımıza çıkaramaz. Bu işlem örümcek adı verilen yazılım ile yapılır. Örümcek dediğimiz bu yazılım iste, ilk olarak birkaç site getirir ve bu sitedeki diğer bağlantıları takip eder. Daha sonra bu sitelerdeki bağlantılarıda takip eder ve böylelikle milyarca sitede dolaşarak o sitelerin Google tarafından tanınmasını sağlar.

►İlginizi Çekebilir: Google Veri Merkezi

Bir arama yapmak için arama çubuğuna ilgili kelimeleri yazdıktan sonra enter tuşuna bastığınız da Google ilgili kelimelere göre kendi dizininden sonuçları arar. Fakat ilgili kelimelerle ilgili binlerce sonuç bulabilir ama en doğru sonucu bize getirmesi gerekmektedir. Yani bizim istediğim sonucu getirmelidir. Peki binlerce sonuç arasından Google en doğru sonucu nasıl buluyor? 200 den fazla soru sorarak doğru sonuca ulaşmaya çalışıyor. Peki nasıl sorular soruyor? Aradığımı kelimeler başlıktamı geçiyor, içerikte kaç tane bu kelimeden bulunuyor, aradığımız kelimeler yan yanamı yoksa aradığımız kelimeler URL demi geçiyor, kelimelerin eş anlamlıları bulunuyor mu gibi birçok soru sorarak en doğru sonucu bizim karşımıza getiriyor. İşte tüm bu işlemler saliseler içinde olur.

Google sitenizi daha öne çıkarmak yada sitenizi daha çok güncellemek için para talep etmez.

Aramaya başlamadan önce, arama yaparken ve arama sonrasındaki yarım saniyeden az bir sürede neler olduğunu bir de SALİSELER İÇİNDE ARAMA başlıklı grafikle daha detaylı inceleyelim.

Google Neden En Başarılı Arama Motoru

İlk olarak bu konuya kısaca değinelim. Daha sonra yıllara göre Google'ın neler yaptığını inceleyelim.

Google, öncesinde arama motorları ile alakalı sonuçları değilde kim daha çok ödeme yapıyorsa öncelikli olarak onun sunduğu bilgileri arama sonuçlarında gösteriyordu. Ayrıca bunun yanında ise google etiketlere yani anahtar kelimelere göre değil içeriğe göre arama sonuçlarını gösteriyordu. Yani içeriğe güveniyordu. Fakat içerik sahipleri bu durumu kendi yazdıklarını öne çıkarmak için içerikte alakalı ya da alakasız bilgilere yer vererek yazının ön plana çıkması için kullanıyordu. Böylelikle Google'ın bu sistemi bir tür pazarlama yöntemine dönüşmüştü. Google bir süre sonra bu sistemden vazgeçerek yeni sistemler geliştirmeye çalıştı.



Daha sonra yeni bir sisteme dönen Google, yeni bir değerlendirme algoritması geliştirdi. Bu sistemde, her bir internet sitesinin kaç farklı site tarafından bağlantı olarak verildiği raporladı. Bu uygulama aslında bir güven göstergesiydi. Yani güvenilen ve çok iyi tanılan sitelerin verdiği linkler Google'a referans olmuştu. Böylelikle bu sitelerin içeriğinin güvenilirliğini artırıyordu. Bu sistemle birlikte daha sağlıklı arama sonuçları karşımıza çıkıyordu. Bu yeni sistem ise Google AdWords adlı sistemle tamamlandı.

Google işte bu sistemi daha sonra kusursuz bir şekilde geliştirmeye devam etti. Burada şunu da söylemek gerekir. Google ilk arama motoru değildir. Yani ilk olmak her zaman başarılı olacağı anlamına gelmez. Google ise bunun en güçlü örneğidir.

Yıllara Göre Google Gelişimi - Aramanın Evrimi

1996: Google 1996 yılında bir arama projesi olarak başladı. O ünlü garajlardan birinden ortaya çıktı. Amacı, kullanıcıyı aradığı sonuca daha hızlı ve doğru bir şekilde ulaştırmaktı.
1997: Google.com tescil edildi.

2000: Google AdWords sistemi geliştirildi. Bu zamana kadar hiç reklam almayan Google, bu süreden sonra ise reklam almaya başladı ve arama sonuçlarında da bu reklamları göstermeye çalıştı. Ama bu reklamların arama sonuçlarıyla ilgili olması gerekirdi. İşte bu Google'ın en çok üstünde durduğu ve çalıştığı bir sistemdi. Artık bu sistemle markasını pazarlamak isteyen herkes belli bir bedel ödemek zorundaydı. Google buradan elde ettiği gelirle öncelikli olarak arama motorunun geliştirilmesi için kullandı. Daha sonra ise o ünlü araştırma ve geliştirme labaratuarlarını açtı.

2001: Bu zamana kadar çok iyi çalışan bir sistem vardı. Fakat kullanıcılar bu kadarıyla yetinmiyordu. Daha doğru bilgi edinmek istiyordu. Sadece web sayfaları değil belki bir resim ya da bir kitap ta aramak istiyorlardır. Bunun ilk aşamı olarak Görsel Arama, Google'a eklenmiş oldu. 1 resimin binlerce kelimeye bedel olduğunu bilen google resim aramalarına da oldukça önem verdi. 

2001: Fakat bu yıl içinde Google'ın farkettiği bir sorun vardı. 11 Eylül olaylarıyla ilgili arama yapıldığında Google, o zamanın güncel olayıyla ilgili hiç bir arama sonucu göstermiyordu. Alakasız sonuçlar çıkıyordu.  Çünkü Google'ın taradığı dizinler arasında haberler yoktu. İşte Google Haberlerin ortaya çıkışı bu şekilde başlamış oldu.

2002: "Evrensel Arama" kavramı bu tarihlerde ortaya çıktı. Yani kullanıcılar eğer bir web sitesi varsa bunu Google'ında bilmesi gerektiğini düşünüyordu. Bu düşünce sadece siteler için değil resimler, haberler, videolar gibi birçok sonucuda Google'da aradığında bulmak istiyordu. İşte bu Evrensel Arama kavramının ortaya çıkmasıyla arama sonuçlarında sadece sitelere değil resimler ve videolar görebiliyorsunuz.

2010: Günümüze doğru yaklaştığımızda iste Google artık bizim düşünmemize bile izin vermiyordu aslında. Google Instant özelliği ile arama yaparken entera basmanıza gerek yoktu artık. Hatta daha birkaç harf yazmaya başladıktan sonra Google size sonuçları getirmeye başlıyordu. Gerçekten bu çok önemli bir gelişme ve kullanıcılar için büyük kolaylık sağlar hale gelmişti.
►İlginizi Çekebilir: Google 15 Yaşında!

Gelecekte Arama Motorları

Şu anda mevcut arama motorları çoğu ihtiyaçlarımızı karşılıyor, fakat geliştirilmeye devam ediyor tabiki. Fakat artık bundan sonra arama motorlarından şimdiki zamanı yada geçmiş zamanı bize sunmasından çok gelecekte neler olacağına dair tahminler yapıp bize sunması olacak. Peki bu mümkün mü? Malesef bekleyip görmekten başka çaremiz yok.

Google aslında her yaptığı işi sürdürebildi mi? Google kurucuları(Larry Page, Sergey Brin) 2004 de TED konferansında konuşmacı olarak çıktıklarında birçok hizmetlerinden bahsetmişlerdi, belki çoğunu günümüzde de kullansalarda bazılarını kapattıklarını görebilirsiniz. Google gibi bir dev bile her yaptığı işte başarılı olamamıştır fakat sürekli arayış içinde olması Google'ın en önemli özelliklerinden birisidir.

Google işte bu şekilde birçok arama motorundan önce birçok yeniliğin temellerini çok öncelerden atarak hep önde olmuştur. Sürekli arayış içinde olmasıda tabiki Google'ı öne çıkaran sebeplerden biri diyebiliriz.

Peki siz Google da her aradığınıza hızlı bir şekilde ulaşabiliyor musunuz? Google'dan yeni bir hizmet isteyecek olsanız ne isterdiniz? Ve Google'ın geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?





Kaynak:

►Populer Science
►Google

Güneş Enerjili Uçaklar

Günümüzde fosil kaynaklı yakıtların tükenmeye başlaması veçevreye verdiği zararın etkilerinin gözle görülür duruma gelmesi, alternatifenerjinin her alanda daha fazla denenmesini sağlıyor. Bu duruma en iyi örnek olarak güneş enerjisi ile uçan uçakları verebiliriz. Peki bu güneş enerjisi ile çalışan uçaklar nedir? Nasıl çalışır? Bu kadar enerjiyi nasıl sağlar?

Günümüzde fosil kaynaklı yakıtların tükenmeye başlaması ve çevreye verdiği zararın etkilerinin gözle görülür duruma gelmesi, alternatif enerjinin her alanda daha fazla denenmesini sağlıyor. Bu duruma en iyi örnek olarak güneş enerjisi ile uçan uçakları verebiliriz.
 

Telgraf Memurundan Büyük Buluş!

Güneşin ihtişamı ve her gün bitmez ve tükenmez enerjisini dünyaya göndermesi insanoğlunun her zaman ilgi odağı olmuştur. Öle ki güneşi tanrı olarak seçen ve ona tapan tarihte birçok kavim bulunmaktadır. Son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda dünya üzerindeki toplam rüzgar enerjisi potansiyeli 2-4 TW arasında, hidroelektrik enerji kaynağı 0,5TW, jeotermal enerji kaynağı 12TW, gelgit ve okyanus akıntılarından üretilebilecek enerji miktarı 2TW ve kullanılabilecek güneş enerjisi miktarı ise 120000 TW olduğu tespit edilmiştir. Bu veriler güneşin mucizevi bir yapıda olduğunu kanıtlamaktadır. Son yüzyıllarda güneş ile ilgili yapılan çalışmalar daha fazla güneş enerjisinden yararlanmaya yönelmiştir. 19. yüzyılın son çeyreğinde güneş enerjisinden elektrik üretmek için güneş pili veya fotovoltaik pil denilen yapılar geliştirilmiştir. Güneş pillerinin çalışma prensibi fotoiletkenlik (bazı maddelerin, üzerlerine ışık düştüğünde elektrik dirençlerini büyük ölçüde yitirerek daha iletken duruma gelmesi) özelliğine dayanır. Bu etkiyi, İngiliz Posta İdaresi’nde çalışan Joseph May adlı bir telgraf memuru 1861′de bir rastlantı sonucunda bulmuştur. May, kullandığı telgraf aletinde zaman zaman ortaya çıkan bozuklukların selenyum dirençler üzerine düşen güneş ışığından kaynaklandığını fark etmiştir.
 
 
 Fotovoltaik piller bir yüzey şeklinde üretilirler ve kullanılacak alan için kolayca şekillenebilir ve tasarlanabilir. Genellikle kare, dikdörtgen ve daire biçiminde olup alanları 100 santimetrekare ve kalınlıkları 0.2 ve 0.4 milimetredir. Yapısal olarak N ve P eklemlerinden oluşan bir diyota benzer. Güneş ışınları yani fotonlar, yüzey üzerine düşmesiyle yüzeydeki elektronları konumundan kopartır ve eklem üzerinde harekete geçmesini sağlar. Böylece kullanılabilir bir elektrik akımı oluşur.
Güneş pilleri yapımında en çok silisyum, galyum arsenit ve kadmiyum tellür yarı iletkenleri tercih edilir. Bu malzemelerin kullanılabilmesi için n veya p tipi katkılanmaları ( Saf yarı iletken eriyik içerisine istenilen katkı maddelerinin kontrollü olarak eklenmesi ile yapılır ve elde edilen yarı iletken bileşimin n veya p tipi olması katkı maddesine bağlıdır.) gerekir.
 
Güneş pilleri, yapımında kullanılan malzemeye göre isimlendirilir ve çok fazla çeşidi bulunur. Kullanılan malzemeye göre de verimliliği %5 den %43 a kadar değişmektedir.(Son olarak New South Wales Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Martin Green ve ekibi %43 verimli güneş paneli üretmeyi başarmış ve dünya rekorunu ele geçirmiştir.) Ancak maliyet açısından piyasada %5 ila %20 verimliliğe sahip güneş pilleri kullanılır.

Son 50 yılda güneş pillerinin verimliliğinin artması ve çok ince olarak tasarlanabilmesi, elektriğin ve güneş ışınlarının var olduğu her alana girebilmesini sağlamıştır. Bu alanlardan biride uçaklardır. 1957 yılında güneş pili ile uçan ilk model uçak yapılmış ve başarıyla uçmuştur. Tabi ki bu başarı ‘acaba gerçek uçaklar için güneş pili kullanılabilir mi?’ sorusunu da beraberinde getirmiş ve güneş enerjisiyle şarj edilen pillerle ilk kez 1974 yılında ABD’de Sunrise adlı 12 kg ağırlığa sahip askeri bir insansız hava aracı uçmayı başarmıştır. Güneş enerjili ilk insanlı uçak ise 1979 yılında ABD’de üretilmiştir. Mauro Solar Riser adı verilen uçağın kanatları üstündeki güneş enerji panelleri 350 watt güç üretebilecek kapasiteye sahipti. Ancak panellerin verimsizliği sebebiyle uçak yerde 1,5 saat şarj edildikten sonra havada 4-5 dk. kalabiliyordu. Sonuç iyi olmasa da uçmayı başarabilmesi ile diğer uçak tasarımlarına örnek olmuştur.
 
1980’li yıllarda birçok ülkede güneş enerjili uçak projeleri başlatılmıştır. Ancak 1983 yılına kadar hiçbir proje, Alman G. Rochet tarafından geliştirilen Solair-1 adlı güneş enerjili uçak kadar başarılı olmamıştır. Solair-1, kanatlarında 2500 adet güneş pili barındırması ve hafif tasarımı ile hava 5,5 saat kadar kalmayı başararak rekor kırmıştır.
 
 
NASA’da bu yıllarda güneş enerjili uçak projesini başlatmasına rağmen ilk başarılı uçağını 1995 yılında uçurmuştur. Pathfinder adı verilen uçak bir insansız hava aracı idi. Uçak, 8 adet elektrik motoru ve 30 metre kanat açıklığı ile havada 12 saat kalmayı başardı ve Solair-1 ‘in rekorunu tam 12 yıl sonra kırdı.
 
 
Alınan başarılı sonuçlar üzerine NASA uçak projelerine devam etti. Önce Pathfinder’in kanat açıklığını 37 metreye çıkararak 25 bin metre yükseklikte uçmasıyla yeni bir rekor daha kırıldı. Ardından Helios adlı ikinci güneş enerjili insansız hava aracı geliştirildi. Helios’un hedefi 30 bin metreye çıkmak ve 24 saat uçabilmekti. İlk kez 1999’da uçan Helios’un kanat açıklığı 75 metre ve jumbo jet Boeing-747’den daha uzundu. Motor sayısı 14 olan uçak, 2001’de 29,5 kilometre yüksekliğe çıkarak rekor kırdı.

Hazin son: 

2003’te okyanusa düşüp parçalandı
 

 
Strafor (köpük), karbon fiber, epoksi reçinesi ve kevlardan yapılan uçak çok hafifti. Havai üzerinde uçarken 2003’te okyanusa düşüp parçalandı.
 
Bugüne kadar yapılan en iyi güneş enerjili uçak ise Lozan kentindeki Federal Teknik Üniversitesi’nde geliştirildi. Solar Impulse adı verilen uçağın tasarımı B. Piccard ve A. Borschberg tarafından yapıldı.
 
 
Tasarımı 2003’te başlayan uçak 6 ülkeden 50 uzman ve 100 danışman tarafından geliştirildi. Tek kişilik uçağın kanat açıklığı 63,4 metre, kanat yüzeyi 200 metrekare, güneş enerji hücre sayısı 11.628 adet, elektrikli motor sayısı 4 adet, hızı 70 km/saat ve maksimum uçuş yüksekliği 12 bin metre. Uçak ilk test uçuşunu 2009 yılında yaptı ve basının büyük ilgisini çekti. 7 Nisan 2010’da yapılan ikinci uçuşunda ise 1200 metre yükseklikte 1,5 saat havada kalmayı başardı. Gündüz uçuşlarında güneşten elde edilen elektrik enerjisi, uçağı uçurabilecek ve gece için pilleri dolduracak güce sahip olacak şekilde tasarlandı. Gece uçuş testi için uçak, 8 Temmuz 2010’da sabah 7.00’de havalandı ve ertesi sabah 9.00 da piste indi. Böylece 26 saat boyunca 8-9 bin metre yükseklikte güneş enerjisi ile uçan ilk pilotlu uçak unvanının sahibi oldu.

Hedef: 2013'te Dünya Turu

Uçağın hedefi, 2013’te tümüyle güneş enerjisi kullanarak dünya çevresinde tur atması olarak belirlendi. Saatte 70 km hıza ulaşabilen uçak, (yolcu uçaklarının hızının saatte 900 ila 1000 km arasında olduğu düşünülürse) dünya turunu 20-30 günde yapması bekleniyor. Uçak aylarca yere inmeden uçabilecek kapasitede geliştirildi. Ancak dünya turunda pilotun dinlenmesi için uçağın yeni modeli daha büyük tasarlandı ve pilot sayısı ikiye çıkartıldı. Yeni uçağın kanat açıklığı 80 metreye çıkartıldı ve pilot kabini de yolcu uçaklarında olduğu gibi basınçlı hale getirildi. Dünya çevresinde tur atmak için önce okyanusu aşma testleri, ardından dünya turunun bir kaç etapta tamamlanması hedefleniyor. Daha sonra sürekli uçarak dünya turu atması planlanıyor.
 
 
Solar Impulse, 2013 te dünya turunu gerçekleştirebilir ise şüphesiz dünya çapında büyük bir ilgi kaynağı olacaktır. Bu tür projeler alternatif enerji kaynaklarının kullanımı adına büyük bir adım ve teşviktir. Ancak gerek güneş pillerinin verimliliğinin hala istenen seviyeye ulaşamaması, gerekse kara da bile güneş enerjisi sistemlerine gereken önemin verilmeyişi güneş enerjili uçakların hayatımıza adapte olmasını için çok uzun yılların olduğunu anlamına geliyor.
Kaynak :https://www.blogger.com/blogger.g?blogID=2678957149786784402#editor/target=post;postID=5683004778929771727

16 Nisan 2014 Çarşamba

Güneş Panelleri Yapımı ve Çalışma Mantığı

GÜNEŞ PANELLERİ NASIL ÇALIŞIR

Güneş paneli, üzerinde güneş enerjisini soğurmaya yarayan birçok güneş hücresi bulunduran bir enerji kaynağıdır. 8-24 panellik bir sistem, ihtiyaç olan yerlerde rüzgar enerjisinin de desteği ile normal bir evin tüm elektrik ihtiyacını karşılayabilir. Endüstri uygulamaları veya elektrik santralleri için binlerce güneş panelinin kullanıldığı büyük sistemler kurulmaktadır. Bir güneş hücresinin performansı verimi ile ölçülür. Aldığı enerjinin yüzde kaçını kullanılabilir elektriğe dönüştürdüğü verimi belirler.

Sadece belli dalga boylarındaki ışık elektriğe dönüştürülebilir, geri kalan büyük miktar hücreyi oluşturan madde tarafından ya emilmekte ya da yansıtılmaktadır. Paneller, mevsimlere bağlı olarak farklı açılarla güneşe doğru yönlendirilerek her mevsimde azami verim alınması mümkün olmaktadır. Türkiye için genelde geçerli olan 60º kış eğimi sayesinde ve panel camlarının özelliği nedeni ile buzlanma veya kar birikmesi engellenmektedir. Güneş panellerinin çıkışına takılan özel güneş regülatörleri ile 12 ay boyunca en optimal koşullarda akü şarjı yapılmaktadır. Akülerde depolanan enerji yüksek verimli tam sinüs DC-AC (doğru akım - alternatif akım) çeviriciler ile 220 V AC akıma çevirilebilmektedir.


GÜNEŞ PANELLERİ NASIL YAPILIR

Güneş ışığı ve yarı iletken silikonun etkileşimi ile artı ve eksi yükler dolayısıyla bir voltaj farkı ortaya çıkar. Metal bağlantılarla iletilen, doğru akım özelliğine sahip, çok sayıda güneş hücresinin tek ünite altında bir araya getirilmesi ile -17 verimle 130W a kadar enerji sağlayabilen güneş panelleri üretilir. Bu paneller, ilk kez uzay araçlarına elektrik sağlanması amacıyla kullanılmış, zaman içinde kapasiteleri arttıkça kullanım alanları yaygınlaşmıştır. Güneş panelleri, güneş ışığını direk olarak elektriğe çevirir. PV (Fotovoltaik) hücreleri, daha önce saat ve hesap makinelerinde kullanılmıştı. Güneş ışığı, bu maddeler tarafından emildiğinde, elektronlar bulunduğu atomlardan ayrılarak madde içinde serbest kalır ve böylece elektrik akımı oluşur. Işığın (foton), elektriğe (voltaj) dönüşümüne fotovoltaik efekt adı verilmiştir. Yeni paneller, gölgeli havalarda bile önemli miktarda elektrik enerjisi üretebilmektedir. Güneş enerjisi mekan ısıtma, su ısıtma, arıtma amaçlı kullanılabilir. Ülkemizde kollektör üretimini daha iyiye kanalize etmek ve standard bilincinin oluşmasına yardımcı olmak amacına yönelik olarak EİE Yenilenebilir Enerji Kaynakları Araştırma Parkına bilgisayar destekli bir güneş kollektörü test standı tesis edilmiştir. Türk Standartları Enstitüsü ile yapılan protokol çerçevesinde TS - 3680 standardının ısıl performans deneyleri bu standda gerçekleştirilmektedir. Ayrıca üreticilerin geliştirdikleri ürünler de bu standda ücretsiz olarak test edilmektedir. Gün boyunca güneş enerjisinden üretilen elektrik ile akü şarj edilerek, geceleri lamba çalıştırılmaktadır. Güneş pili aydınlatma birimi, 48 Wlık 2 adet güneş pili modülü, 65 Ah-12 V kuru akü ve 20 Wlık PLC lamba, 100 VA gücünde, 12VDC / 220VAC sinüs dalga invertör ve şarj regülatörü birimlerinden oluşmaktadır. Bu birimlerden 2 tanesi Ankara AOÇ Atatürk Evi önünde, 2 tanesi ise Aydın Yenihisar Güneş ve Rüzgar Enerjisi Araştırma Merkezinde bulunmaktadır.

Güneş Panelleri Çalışma Mantığı
Güneş panelleri artı (+) ve eksi (-) iyon yüklü yarı iletken silikon adı verilen maddelerden imal edilir. Bu yarı iletken silikonlar güneşten gelen ışınların üzerlerine düşmesiyle içlerindeki artı ve eksi yüklü iyonların harekete geçmesi sonucu ortaya elektrik enerjisi ortaya çıkar. Bu enerji bir akü yardımıyla şarj edilir yani biriktirilir ve gerektiğinde kullanılabilir.

Güneş panellerini üreten firmaların başında Sharp firması gelir ve sektörün en büyük firmasıdır. Ancak günümüzde arz-talep dengesinden dolayı çok büyük fiyatlar karşılığında güneş enerjisi panelleri satılmaktadır.

Güneş panelleri Güneş canlılar için hem ısı hem ışık kaynağıdır.Bilinen en eski birincil enerji kaynağı olan Güneş enerjisi bu kullandığımız pek çok enerji kaynağının kökenidir.Temiz ve yenilenebilir enerji kaynağı olarak nitelendirilen güneş enerjisi tüm dünyada kullanılan enerji miktarına karşılık gelmektedir.Peki günümüzde güneş enerjisinden nasıl faydalanılmaktadır? Güneş enerjisini doğrudan elektrik enerjisine çevirmek mümkündür.Bunun için güneş panellerinden faydalanılır. Güneş panelleri şu mantıkla çalışır.

1. Güneş ışınları güneş panellerine çarparak doğru akım veya DC elektrik üretir.
2. Üretilen elektrik enerjisi bataryada depolanır.
3. DC elektrik enerjisi evlerimizde kullandığımız araçların çalışması için gerekli olan AC elektrik enerjisine dönüştürücü vasıtasıyla dönüştürülür.
4. Fazladan üretilen elektrik enerjisi şehir cereyanına bağlanarak başkalarınada satılabilir.


Güneş Enerjisi İle Çalışan Su Isıtıcısı Yapımı (Nasıl Yapılır?)

Nelere ihtiyacımız var?
1. 10 Adet pipet (Kamış)
2. Yaklaşık 10x30x30 cm ebatlarında karton kutu
3. Alüminyum folyo
4. 35x35 ebadında karton kutuyu kapatacak büyüklükte cam
5. Makas
6. Koli bandı
7. Sıvı yağ
8. Yapıştırıcı
9. Metal kola kutusu

Nasıl Yapılır
1. Pipetlerin uçlarını birbirinin içine sokarak aşağıdaki şekli oluşturunuz. Pipetlern birleşme yerlerini izole bantla iyice bantlayarak su sızmasını önleyiniz.
2. Eğer karton kutunun derinliği 10 cm.'den daha fazla ise karton kutunun üst kısmını keserek derinliği 10 cm'ye getiriniz.
3. Karton kutunun içini yağ sızdırmayacak şekilde alüminyum folyo ile kaplayınız.
4. Karton kutunun kenarlarından delik açarak pipetlerden hazırladığınız boruyu kutunun içine yerleştiriniz.
5. Karton kutunun içini yağla doldurup camı yağ sızdırmayacak şekilde kutunun üstüne yapıştırınız.
6. Metal kutunun altına doğru bir yerden delik açınız Açtığınız deliğe pipetlerden hazırladığınız borunun ucunu sokunuz. Su sızdırmaması için bağlantı yerini yapıştırınız.
7. Panelinizi güneş olan bir yere bırakarak metal kutuyu suyla doldurunuz.
8. Metal kutunun içindeki suyun sıcaklığı ile borunun diğer ucundan çıkan suyun sıcaklıklarını karşılaştırınız.

Nasıl açıklayacağız?
Güneş enerjisinin ulaştıkları cisimleri ısıttığını gösteren bu etkinlik, güneş panellerinin nasıl çalıştığını modellemek amacıyla yapılmıştır.Görüldüğü gibi güneş panelleri içinde yağ bulunan bir kutunun içinden geçirilen ince borulardan oluşmaktadır. Su, bu borular içinden geçerken sıcak yağ, suyu ısıtmakta ve sonuçta soğuk su ısınmaktadır. Bu sayede güneş enerjisinden ısınmada yararlanılabilmektedir.

Kaynak: Türkçebilgi

8 Nisan 2014 Salı

Türk Bilim İnsanlarından Müthiş Buluş!


SON yıllarda ABD başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde trend olan Kinoa ( quinoa ) bitkisi Türkiye’de yeni yeni tanınmaya başladı.
                                                                                                                   
Türk bilim insanlarının geliştirdiği nanokompozit ısı yayan tekstil maddesi, insanoğlunun ısınma ihtiyacına devrimsel bir çözüm getirdi. Patenti alınan teknolojiyle artık kumaşlar, soba işlevi görecek. Konut ısıtmasından astronot kıyafetlerine, modadan savunma sanayine geniş bir alanda önemli değişiklikler sağlaması beklenen buluşun kullanıldığı ilk ürün ise "portatif sauna" oldu.


DÜNYAYI KURTARACAK BİTKİ
DEVRİMSEL BULUŞ

Kalkınma Bakanlığı desteğiyle Dokuz Eylül Üniversitesi bünyesinde kurulan ve yerli kaynaklardan yüksek katma değerli teknolojiler geliştirmeyi amaçlayan Elektronik Malzeme Üretim ve Uygulama Merkezi (EMUM), yarattığı patentlerle dikkati çekiyor. Nanoteknoloji ve kimya teknolojileri konusunda dünyada ilk kez geliştirilen çok sayıda buluş için patent alan merkez, ısı yayan nanokompozit film ve tekstil maddeleri geliştirilmesi projesiyle ısınma teknolojisinde devrimsel bir buluşa imza attı.

EMUM Müdürü Prof. Dr. Erdal Çelik ve DEÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Mustafa Erol'un 2007'de başladıkları ısı yayan nanokompozit malzeme geliştirmesi projesiyle portatif sauna, konut ve seralar için yerden ısıtma sistemi, kombiler için su ısıtma sistemi, ısı yayan halı ve battaniye gibi ürünler geliştirildi. Isı yayan tekstil malzemesiyle ilgili AA muhabirine açıklama yapan Prof. Dr. Çelik, dünyada sayılı bulunan gelişmiş cihazlara sahip merkezde günlük hayata uygulanabilecek nanoteknoloji projeleri üzerinde çalıştıklarını, metrenin milyarda biri büyüklüğündeki ölçeklerde çalışarak hayatı kolaylaştıracak işlevsel malzemeler geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi.

6 YILLIK ÇALIŞMA

Nanoteknolojik müdahaleyle ısı yayan malzemeler geliştirme fikri üzerinde yürüttükleri tartışmalar sırasında nihai ürün olarak portatif bir sauna üretip üretemeyeceklerini görmek üzere proje geliştirdiklerini anlatan Çelik, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın San-Tez Programı kapsamında desteklediği projeyle demir çelik sektöründe metallerin eritildiği kazanlarda kullanılan bir karbon türevi olan grafit malzemesini nano boyutlara uygulamaya çalıştıklarını söyledi.

6 yıl süren çalışma kapsamında öğüterek nano boyutlara indirgedikleri grafitleri, polimerler vasıtasıyla tekstil ve film malzemelerinin üzerine işlediklerini anlatan Çelik, 12 voltluk elektrikle ısı yayan malzemenin homojen bır ısınma sağladığını ifade etti.

Isı yayan tekstil ya da filmin en fazla kaç dereceye ulaşabileceğini önceden belirleyebildiklerini anlatan Çelik, geliştirdikleri malzemenin istendiği gibi kıvırılıp katlanabildiğini, esnetilebildiğini söyledi.

Klasik ısıtıcılarda ısınmanın metal rezistanslar aracılığıyla yapılabildiğini, tel üzerinde çok yüksek derecede oluşan sıcaklığın ortama yayılarak ısı oluşturulduğunu, nanokompozit malzemede ise ısınmanın malzemenin tamamında homojen olarak gerçekleştiğini, bunun da klasik sisteme göre daha güvenli ve düşük maliyetli ısınma imkanı sağladığını ifade etti. "Isı teknolojilerinde devrim yaratacak bir teknoloji geliştirdik" diye konuşan Çelik, teknolojiyi kullanarak şu ana kadar portatif sauna, ısı yayan halı ve battaniye ürettiklerini anlattı.  Ürettikleri portatif saunayı halen evinde kullandığını söyleyen Çelik, şöyle konuştu:

"2 metrekarelik nanokompozit filmle kapladığımız yüzeyi kıvırarak silindir bir odacık şeklindeki portatif sauna haline getirebiliyoruz. Saunanın içinde 75 derecelik bir sıcaklık oluşuyor. Nanokompozit malzemeyle ürettiğimiz diğer bir ürün de ısı yayan halı. Serili olduğu alanda ısı yayan bu malzemeyi konutların yerden ısıtmasında da kullanabiliyoruz. Malzemenin seri üretimi için firmalarla görüşme halindeyiz. Bu ürünün günlük hayatta kullanımı ilk olarak ısı yayan halı, portatif sauna ve küçük boyutlu ısı yayan tekstil ürünleriyle başlayacak. Isı yayan battaniye ve kıyafetler üzerinde iyileştirme çalışmalarımız devam ediyor."

MALİYETLER DÜŞECEK

Dr. Mustafa Erol ise yaptığı açıklamada, ısıya ihtiyaç duyulan her alanda kullanılabilecek bu malzemenin çok ucuz hammaddelerle üretildiğini, diğer ısınma araçlarına göre daha düşük kurulum ve çalıştırma maliyetine sahip olduğunu söyledi.

Laboratuvar koşullarında metrekaresi ortalama 100 liralık toplam maliyetle üretilen malzemenin seri üretime geçilmesi halinde çok daha ucuza mal edilebileceğini ifade eden Erol, konutların nanokompozit malzemeyle doğalgaza göre çok daha ucuza ısıtılabileceğini ifade etti. Sistemin giysiler üzerinde denemelerinin devam ettiğini, astronot giysileri, askeri ve sportif kullanım için de geliştirme çalışması yapıldığını ifade eden Erol, "Bu teknoloji yakın gelecekte kış giysilerinde önemli değişiklikleri beraberinde getirecek. Örneğin pille çalışan ısı yayan tekstilden yapılmış giysiler, kışın üşüme sorununu ortadan kaldırabilecek. Sistemi farklı yönlerde geliştirme noktasında önerilere açığız. Ayrıca tasarım boyutuyla da tekstil firmalarıyla görüşüyoruz" dedi. Türkiye'nin doğal kaynaklarının bulunmadığı ve ısınma için yüksek miktarda ithal enerji kullandığına da dikkati çeken Çelik, bu buluşun Türkiye'nin enerji faturasını da düşürebileceğini öne sürdü.

BAKAN ÖDÜL VERMİŞTİ

Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın üniversite sanayi işbirliğini canlandırmak için yürüttüğü Sanayi Tezleri Programı tarafından desteklenen proje, geçen yıl "En İyi Sanayi Tezi Projesi" seçilmişti.

Kaynak: Haberturk
Haber İçin: Tıklayınız

Tofaş Doğan

DOĞAN, TOFAŞ'ın ürettiği modelidir. Arabanın tarihi Fiat'a dayanır. Türk markası olan TOFAŞ şasiyi satın alıp biraz modifiye yaparak 1978-2002 yılları arası TOFAŞ tarafından üretilip Türkiye'de satıldı. Tofaş Doğan Tofaş tarafından 2002 yılına kadar üretilen Türk otomobilidir. Station wagon olan Kartal modelinin sedanı, Şahin'in üst donanımlı modelidir. Murat 131'in devamıdır.Tofaş Doğan'ın ilk modellerinde; elektirikli cam, far fıskiyesi gibi parçalar yoktu; ama diğer modellerde bu parçalar da eklenerek otomobil daha iyi bir hale geldi. Ülkemizde üretimi bitmiş olan Doğan'nın sadece 1.6 litre, 4 silindirlik motor seçeneği vardır. 4 değişik modeli vardır.

Üretim

Türkiye'de 1978-2012 yıӀӀarı arasında üretiӀmiştir.

Motorlar

  • Güç: 80/5500 dev/dk (PS/DIN)
  • Ağırlık: 950 kg
  • Azami Hız: 170 km/h
  • Silindir Hacmi: 1.581 cc
  • Bagaj Kapasitesi: 460 lt
  • Lastik Boyutları: 185/70/R14
  • Yakıt Kapasitesi: 50 lt
  • 0-100 Hızlanma: 13,1 sn
  • 4 silindir 8 subaplı OHC motor

Versiyonları

  • Tofaş Doğan S
• Tofaş Doğan L • Tofaş Doğan SL • Tofaş Doğan SLX • Tofaş Doğan 1.6 İ.E. • Tofaş Doğan SLX 1.6 İ.E.

Tofaş Kartal

Tofaş Kartal Tofaş tarafından 2003 yılına kadar üretilen Türk otomobilidir. "Sedan" olan Şahin ile Doğan'ın "Station wagon" versiyonudur. Murat 131'in devamıdır. Piyasaya ilk çıktığında "Murat 131 Kartal" olarak lanse edilmiş, daha sonraları bagaj bölümü yükseltilerek adından Murat 131 ibaresi çıkarılmıştır.
Kartal'ın şasi kalıbı 1978'lerde İtalya'daki Fiat Regata adlı araçta kullanılıyordu. Bu aracın üretimi bittikten sonra Tofaş bu şasiyi satın aldı, şasinin üzerinde biraz modifikasyon yaptı ve Türkiye'de Kuş serisi olarak adlandırılan "Şahin", "Doğan" ve "Kartal" olarak satışa sundu. Kuş serisinin en küçük üyesi olan Serçe Murat 124'ün geliştirilmiş versiyonudur.
Tofaş Kartal'ın ilk modellerinde; elektirikli cam, far fıskiyesi gibi parçalar yoktu ama sonraki modellerde bu parçalar da eklenerek otomobil daha iyi bir hale geldi. Türkiye'de üretimi bitmiş olan Kartal'ın sadece 1.6 silindirlik ve enjeksiyonlu motor seçeneği vardır. Ucuz bir otomobil olsa da gayet uzun ömürlü ve yedek parçaları bol olarak bulunan bir araçtır. Kolayca modifiye edilip, şekilden şekle sokulabilen ilginç bir otomobildir. 6 değişik modeli vardır.

Versiyonları

  • Murat 131 Kartal
  • Tofaş Kartal
  • Tofaş Kartal L (ön camlar elektrikli, merkezi kilit, farklı döşeme, bir kısmı klimalı üretilmiştir)
  • Tofaş Kartal SL (tempra motorlu versiyon)
  • Tofaş Kartal SLX (hidrolik direksiyon, alaşım jantlar, bir kısmı klimalı üretilmiştir)
  • Tofaş Kartal S (slx altyapısı sl donanımı ucuz versiyon)
  • Tofaş Kartal 1.6 ie. (enjeksiyonlu motor, bir kısmı klimalı üretilmiştir)

Model Özellikleri

  • Kartal başlangıç modelinde katalizörlü motor kullanılıyordu. (OHV) (pushrod) bloktan eksantrikli karbüratörlü motor bulunuyordu. 62 hp Elektrikli cam ve klima gibi özellikleri yoktu.
  • Kartal L (lüks) kartalın ilk lüks modelidir. 90-91 yılları arsında üretildi; farklı döşeme ve elektirikli ön camlar ve orta konsol ilk bu modelde idi.
  • Kartal S (süper) modelinde ise üstten eksantrikli karbüratörlü motor ve elektrikli camlar bulunmaktaydı.
  • Kartal SL (süper lüks) modelinde süper modeline göre ekstradan far fiskiyesi vardı.
  • Kartal SLX (süper lüks extra) modeli 1993-1999 arasında üretidi karbüratörlü üstten eksantrikli motor, elektrikli ön camlar,standarttı 74 hp (DIN) güç üretiyordu.
  • Kartal 1.6 İE modeli 1998-2001 arası üretildi. 80 hp (DIN) güç üretiyordu ve (ECU) Elektronik control Ünitesi'ne sahip (distribütörsüz) tek nokta enjeksiyon sistemlidir. 8 valfdir. Silindir başı enjeksiyon yoktur. Enjeksiyon karbüratör içerisine yapılmaktadır.

Steam Nedir?

4784_oyunlar_ve_portallar_steam_rekoruValve Corporation tarafından tasarlanan bir dijital dağıtım platformu olan Steam, Ekim 2010 itibariyle 300 milyon kullanıcı hesabı bulunmaktadır. Steam, oyunları inceleyebildiğiniz ve satın alabildiğiniz, co-op oyunlar için size altyapı sunan bir oyun sağlayıcısıdır. Bu dönemlerde popülerliği oldukça arttığı için bir çok oyun firması oyunlarını bu platformdan satmayı tercih ediyor. 28 Eylül 2012′den itibaren tam 2000 oyuna Steam üzerinden erişmek mümkün.
Düşük fiyata yüksek eğlence
Kutu içerisinde satılan oyunlara nazaran daha uygun fiyatlara sahip olan dijital oyunların maliyeti de daha az oluyor. Oyunu herhangi bir teknoloji mağazasından almaya kalktığımız zaman, oyunun fiyatının yanında bir çok aracı firmanın eklediği karları da ödemiş oluyoruz. Fakat Steam gibi platformlar da herhangi somut bir mağaza olmaması, maliyeti oldukça düşürüyor ve buda oyunların fiyatlarını biz oyun severler için olumlu etkiliyor. Bazı günler Steam de büyük indirimler geçekleşebiliyor. Örnek vermek gerekirse 50$’’lık bir oyunu 9.99$’’a bulmanız mümkün olabiliyor.
Çoklu platformda çoklu mutluluk
4784_steam_trading_cards_02
Steam’in en büyük özelliği oyunlarda sunduğu çoklu platform desteği. Windows’un yanı sıra Mac ve Linux platformlarına da oyun desteği sunmakta. Satın aldığınız bir oyun diğer platformları destekliyorsa bu oyunu diğer bilgisayarlarda da oynama fırsatı bulmuş oluyorsunuz.
Bir kaç tık ile oyunlarınızı yedekleyin
Steam’in bize sunduğu özelliklerinden bir tanesi de, oyunlarımızı yedekleme imkanı. Yeni bir bilgisayar aldınız ve oynadığınız oyundaki verileri bu yeni bilgisayarınıza taşımak için onlarca GB’’lık dosyaları Steam üzerinden indirmeniz gerekecek. İşte bunun yerine Steam üzerinden harici veya dahili bir yedek alabilirsiniz. Yedekleme işlemi sırasındaki bölümlendirme işlemini program kendiliğinde gerçekleştirmekte. Bir kaç tık ile oyunlarınızı yedekleyebiliyorsunuz.
Steam ile bulutlara yükselin
Steam’in son özelliği de bulut desteği. Şöyle bir senaryo hayal edelim: Yeni bir bilgisayar satın aldınız ve Steam’’i bu bilgisayara kurdunuz. Eski bilgisayarınız da oynarken oyun içinde bir çok puan, madalya vb. ödüller kazandınız. Peki bu ödülleri yeni bilgisayarınıza nasıl aktaracağız, tabi ki de Steam’’in bulut desteği sayesinde. Bu bulut desteği sayesinde tüm kayıtlarımız buluta atılıyor ve olduğu gibi korunuyor. Hangi bilgisayar olursa olsun, Steam ile oyunlarınıza kaldığınız yerden devam edebileceksiniz.
Kaynak : http://www.bilgiustam.com/steam/

Teknolojinin Sağlık İçin Kullanımı

4772_yapay_retinaHastaların hayatını kolaylaştırma potansiyeline sahip çözümler sunan teknolojinin kullanımı, sağlık sektöründe gittikçe artıyor. Son yıllarda ortaya çıkan sağlık ile ilgili uygulamalar, teknolojinin bu alanı nasıl etkilediğinin bir göstergesidir. Bu makale teknolojinin daha iyi tıbbi bakım sunmaya yardımcı olabileceği, farklı yollar hakkında bilgi vermektedir.
Bugünün dijital çağında teknoloji, insan hayatının hemen hemen bütün alanlarını kuşatmıştır.Sağlık sektöründe de hizmet verimliliği ve tanı güvenilirliğini artırmak için teknolojinin büyük bir önemi var. İnternet daha önce sıradan insanlar için kolayca erişilebilir olmayan bilgiler için yeni bir depo açtı. Bugün insanlar, sağlık sorunlarının ve sağlık sorunlarını önleyici tedbirlerin daha fazla farkındalar. Bu uygulamalar bilginin kullanılabilirliğinin kolaylığı nedeniyle, tıbbi tedavi ile ilgili karar verme sürecinde doktorların yanı sıra hastalara da yardımcı olmaktadır.
Sağlık İçin Teknolojinin Kullanımı:
4772_app
Teknoloji modern toplumun ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. İnsan yaşamının kalitesini artırmak için potansiyele sahiptir. Sağlık sektöründe kullanılan yeni teknolojiler, sağlık uygulayıcılarının hastalara daha iyi tedavi ve bakım sağlamalarını kolaylaştırır. İşte teknolojinin kaliteli sağlık hizmeti sunmaya yardımcı olabileceği bazı yollar;
Sarılınabilir Robotik Ayı:
Bu uygulama hem hastaya arkadaş olur, hem de bakım personeli için hastanın davranış verilerini sağlayan bir cihaz gibi kullanılır. Hemşirelik personeline sağlanan bilgiler, hastanın iyi bakılmasını sağlar. Bu tür robotik sistemlerin çoğu, genellikle çocuk hastanelerinde kullanılır. Hastaneye başvurulduğu zaman çocuklar genellikle kaygı ve huzursuzluk içindedir. Sarılınabilir ayı gibi robotların kullanımı bu tür durumlarda devreye girer. Böylece robotlar yalnızca hasta ile ilgili veri toplamada yardımcı değil, aynı zamanda yalnız ve ebeveynlerinden ayrılmış olan çocuklara en çok ihtiyaç duydukları duygusal desteği sağlar.
4772_teddy-bear-robotYapay Retina Teknolojisi:
“Argus II Retinal Protez Sistemi” Second Sight adlı bir şirket tarafından geliştirilmiştir. Bu teknoloji ayrıca biyonik göz olarak da bilinir. “Argus II Retinal Protezler Sistemi”, bir video kamera ile donatılmıştır. Minyatür video kamera bir mikro elektrot dizisi vasıtası ile hastanın gözlerindeki hasarlı retinaya bağlanır. Düzeneğin diğer parçaları bir çift gözlük üzerine takılmış bir verici, yapay retina ve bir video işleme ünitesi (VDU) ‘dir. Bu sistem ileri retinitis pigmentosa olan hastaların tedavisi için geliştirilmiştir. Hareketleri ve görüntüleri algılama yeteneği, bu teknolojinin yardımı ile geliştirilebilir.
Sağlık ve Spor İçin Akıllı Telefon Uygulamaları:
Cep telefonları hastaların sağlık alanında bilgi ve hizmet çeşitlerine kolayca erişebilmeleri için, önemli bir role sahiptir. Mobil uygulamaların faydalarından biri de, doktorlar ve hastalar arasında daha iyi bir iletişim sağlamasıdır. Ayrıca sağlık profesyonelleri ve hastalar için randevu istekleri, sağlık bilgilerine erişim, tıbbi kayıtların dokümantasyonu ve karar verme gibi mevzuları kolaylaştırır. 2018 yılına kadar mobil sağlık teknoloji pazarının 8 milyar dolara genişlemesi beklenmektedir. Sağlık alanında faydalı mobil uygulamalardan bazıları şunlardır;
4772_mobile-health-apps
-Jim Siyah, Melbourne Üniversitesi Avustralya’da Doçent, ve yandaşları sağlık çalışanları için çok faydalı akıllı telefon uygulamaları geliştirdiler. Ancak bunların aralarından en önemlilerinden biri oksimetredir. Oksimetre kırmızı kan hücrelerinin oksijen içeriğini ölçmek için kullanılabilir. Bu cihaz vücuttan geçen kızılötesi dalgaların emilimini ölçmeyi sağlar yani bir anlamda kırmızı kan hücrelerindeki oksijen miktarını ölçmeyi sağlar. Tanı araçlarının kullanılamaması nedeniyle yanlış tanı ve yanlış tedavi, Afrika’da zatüreye bağlı ölümlerin arkasındaki temel nedendir. Oksimetre zatüre ve diğer sağlık sorunlarının tanı ve tedavisi için Mozambik’te bulunan sağlık çalışanlarının ihtiyaçları göz önüne alınarak geliştirilmiştir. Bu cihazın kolay kullanılabilirliği göz önüne alındığında, diğer az gelişmiş ülkeler ve uzak alanlarda kullanılabilir.
-Mobil ve tablet uygulamaları hastaların yaşayacakları tıbbi prosedürü anlamalarında ve merak ettiklerine cevap bulmalarında yardımcı olabilir. Ayrıca doktorlar hastaların merak ettikleri şeyleri görsel bir ortam aracılığıyla açıklamayı çok daha kolay bulabilirler. “drawMD”, “iPad”için geliştirilmiş bir uygulamadır. Bu uygulama ile görseller oluşturmak üzere serbest skeçler çizebilirsiniz. Ayrıca arka plan için bir çok anatomi görüntüleri sunuyor. Bu resimler bir çok farklı hastalıklar ve tıbbi koşulların daha iyi bir anlaşılması için kullanılabilir. Ayrıca bu uygulamayı kullanarak resimleri kaydedebilir ve e-posta yoluyla istenen kişiye gönderebilirsiniz.
-Doktorlar günlük hasta turları sırasında bazı hasta bilgilerini kaydeder. Mobile tabanlı uygulamalar bu bilgilerin kayıt edilmesini kolaylaştırır. Tur sırasında toplanan bilgiler tek tek yazmak yerine sadece telefona girilebilir. Böylece uygulama oldukça zaman tasarrufu sağlar.
-Hastaların doktorlar tarafından verilen talimatları kolaylıkla hatırlayamadıkları tespit edilmiştir. Bu gibi durumlarda mobil uygulamalar doktorun talimatları sürecinde hastalara yardımcı olabilir. İyileşme sürecinde hastalara gerekli olan veriler mobil uygulamalar ile sağlanabilir. İlaç hatırlatma uygulamaları hasta tarafından alınan hap sayısının takibinde oldukça faydalıdır.
-’Pumping Weight’ uygulaması basitçe kilo verme eğitimini sağlayan bir uygulamadır. Uygulama kullanıcılara bir hafta sürecek bir program sunmaktadır. Egzersiz yoluyla kazanılan gücün ayrıntıları, grafikler ile kullanıcıya sunulmaktadır.
-StrongLifts 5×5 güç eğitimi için popüler uygulamalardan biridir.
Kaynakça:
http://www.buzzle.com/articles/ways-to-use-technology-for-better-health.html

Pardus’ta Gnome Kullanıcı ve Grup Yönetimi

Ev kullanıcıları ekle, çıkar ve parola işlemlerinin haricinde kullanıcı işlemlerine çok fazla ihtiyaç hissetmezler. Fakat birden fazla ve birbirine bağlı bilgisayarlar ile işlem yapılan sistemlerde kullanıcı ve grup yönetimi daha kapsamlı olmak zorundadır. Öncelikle görsel, daha sonra ise komutsal olarak gnome arayüzünü baz alarak gelişmiş kullanıcı ve grup yönetimine değineceğiz.
Gnome arayüzünde kullanıcı ve grup ayarlarına erişim için “Uygulamalar>Sistem Araçları>Yönetim>Kullanıcı ve Gruplar” yolu takip edilmelidir. Kullanıcı ve grup işlemleri sisteme müdahale anlamına geldiği için kullanıcı adı ve şifre ile karşılaşabilirsiniz.
4809_1
Sistemde birden fazla kullanıcı tanımlı ise kullanıcı seçim ve şifre ekranı ile, tek kullanıcı varsa sadece şifre ekranı ile karşılaşırsınız. Şifre girerek devam edelim.
4809_2
Kullanıcılar giriş ekranında listenenir. Sol tarafta seçilen kullanının sağ tarafta ismi, kullanıcı tipi ve girişte şifre sorulup sorulmayacağı bilgisi gösterilir. “Ekle” butonuna tıklandığında aşağıdaki ekran ile karşılaşırız. Kullanıcı tanımlamasında dikkat edilmesi gereken hususlar ekranda uyarı olarak verilmiştir.
4809_3
Kullanıcı ismi Türkçe karakter içerebilir, fakat kullanıcı adında Türkçe karakter kullanılması, noktalama işaretleri içermesi ve büyük harf önerilmez.
“Tamam” onayı verildikten sonra şifre ekranına yönlendirilir.
Parolayı elle girebilirsiniz veya sistem sizin adınıza şifre üretebilir.
4809_4
Kullanıcı isminizin karşısındaki “Change” butonuna tıklayarak kullanıcı ismi değiştirilebilir.
4809_5
Kullanıcı tipi ekranında 3 farklı kullanıcı tanımı yapılabilir.
4809_6
- Custom: Özel kullanıcılardır. Bu özellikler root tarafından verilmiştir.
- Administrator: Sistemim root kullanıcısıdır. Yazılım yükleme-kaldırma ve bütün sistem ayarlarına müdehale yetkisi vardır.
- Desktop user: Normal kullanıcı tipidir. Sistem’e müdahalesine izin verilmez, kendi dosyalarına erişim ve kullanım hakkı vardır.
Yapılan değişiklikleri uygulamak için “Tamam” butonuna tıklayın.
Şimdi de “Grupları Yönet” ile grup ayarlarına değinelim. Sisteme eklenen her kullanıcı için bir grup tanımlanır.
4809_7
Zaten kullanıcılar ekranında eklemiş olduğunuz kullanıcı adları ile oluşturulmuş grupları görebilirsiniz. “Ekle” butonuna tıklayalım.
4809_8
Grup id elle tanımlanabilir. Fakat sistemin otomatik ataması tavsiye edilir. Eklenen grup’un üyeleri alt kısımdan tanımlanabilir.
Bu ana kadar yapılanlar birçok Pardus kullanıcısının yaptığı sıradan işlemlerdi. Bundan sonra yapacaklarımız ise gelişmiş yönetimler içindir. “Advanced Settings” butonuna tıklayalım.
4809_9
“Kullanıcı Ayrıcalıkları” sekmesinden eklenen kullanıcıya bazı ayrıcalıklar tanımlanabilir. Bunlar sistemin izin verdiği yetkilendirmelerdir.
4809_10
Kullanıcı ve grup bazlı yetkilnedirmenin bir kısmı buradan yapılabilir. Mesela sisteme takılan harici depolama aygıtları ile veri kopyalanmasını, ses aygıtlarına erişimi yani ses dosyalarını çalma işlemini bu ekrandan kısıtlayabilirsiniz.
4809_11
Kullanıcıların birtakım bilgilerini her kullanıcı değiştirebilir. Birtakım bilgilerini ise yanlızca root yetkisine sahip başka bir kullanıcı değiştirebilir. Örneğin şuan sisteme pardus kullanıcısı ile giriş yaptığımızdan bu kullanıcının kabuk klasörünü kullanıcı id’sini veya başlangıç dizinini değiştirmek istediğimizde, farklı bir kullanıcıyla bu işlemi gerçekleştirebileceğimiz uyarısı ile karşılaştırız. Eklediğimiz faruk kullanıcısının ayarlarına baktığımızda;
4809_12
bütün ayarlarının aktif olduğunu görebiliriz. Yine tekrar etmekte yarar var, sistemin otomatik oluşturduğu id, kabuk dizini gibi ayarlara müdahale tavsiye edilmez. Sistemin işi otomatik olarak yapması herzaman kullanıcı yararınadır.
Kullanıcı ve grup yapılandırmasını ve yapılması gerekenleri özetleyecek olursak;
Sistemin genel olarak verdiği yetkilendirmeler kullanılmalıdır.
Her yeni yüklenen sistem(Örn: Samba dosya ve yazıcı paylaşım sistemi samba grubunu oluşturur) aynı isim ile grup oluşturur. Sadece o gruba kullanıcıları atamak, o kullanıcılara sistemle beraber gelen yetkileri verecektir.
Sismemin kabuk dizini gibi varsayılan bilgilerine müdahale edilmemelidir.
Şifrelemenin sisteme ürettirilmesi güvenliği üst seviyeye çıkaracaktır.
Kullanıcı adı verilirken bir düzen içerisinde isimlendirme yapmak büyük sistemlerde kolaylık sağlar.(Poliklinik-1, Poliklinik-2 vb)
Kullanıcı adının yanısıra kullanıcı ismi ve ofisteki konumu belirtmek de yine kolaylık sağlar.
Görsel arayüzde kullanıcı ve grup yönetimi farklılık gösterebilir. Fakat komut satırında büyük oran da işlemler aynıdır. İnternet üzerinde veya linux ile ilgili kitaplarda komut satırında yapılan işlemlerde “#” ve “$” ifadeleri ile sıkça kaşılaşırsınız. Bunlardan “#” işlemlerin root yetkili bir kullanıcı tarafından yapılmasını veya bu işlem için root yetkisinin alınmasını temsil eder. “$” ise herhangi bir kullanıcı tarafından yapılabilinen işlemleri temsil eder. Bundan sonra kullanacağımız komutlarda bu ayrıma dikkat edilmelidir.
Root kullanıcısı hariç her kullanıcı root grubu üyesi olsa da komut satırında “$” ile başlar.
4809_13
Yukarıdaki resimde de görüleceği üzere kullanıcı öncelikle “$” ile başlar. Root yetkisi almak için;
$ sudo su yazılmalıdır. Kullanıcıdan root şifresi istenir. Bu şifre root kullanıcısının şifresi değil kendi şifrenizdir. Şifre girilmiyormuş gibi gözükse de şifre doğru bir şekilde tuşlanmalıdır. Girilen şifre yanlışsa şayet kullanıcıdan tekrar ve doğru bir şeklide tuşlaması istenir. Bu olay 3 defa ile sınırlıdır. Şifre yanlış girildiğinde üç defa yanlış girdiniz şeklinde bir uyarı vererek normal kullanıcı satırına geri döner.
4809_14
Sisteme hangi kullanıcı ile giriş yaptığı bilgisine logname komutu ile ulaşılır.
$ logname
Kullanıcı değiştirmek için su komutu kullanılır.
$ su [kullanıcı_adı]
şeklinde yazılarak istenilen kullanıcıya geçilir. “-” parametresi yazılarak veya sade kullanımında, yani kullanıcı belirtilmediğinde root kullanıcısı aktif olur.
Yukarıda arayüz üzerinde kullanıcı ve grup oluşturma işleminden bahsedilmişti. Komut satırından kullanıcı ekleme işlemi useradd komutu ile yapılır. Öncelikle parametrelerinden bahsedelim.
Parametreler
-c : Açıklama alanını temsil eder. Bu parametre ile kullanıcı için açıklama eklenir.
-d : Eklenilen kullanıcı için ev dizini bu parametre ile tanımlanır.
-e : Kullanıcı hesabının son kullanılma tarihi belirtilir.
-g : Kullanıcının üyesi olacağı grup belirtilir.
-s : Sisteme girişte kullanacağı kabuk adresi belirtilir.
-u : Her kullanıcının bir id numarası vardır. Bu parametre ile kullanıcıya id tanımlanır.
-p : Kullanıcının parolası tanımlanır.
Kullanıcı eklemek için komut satırına;
# useradd [kullanıcı_adı]
şeklinde sade bir tanım yeterli olaraktır. Sistem kullanıcı ile ilgili diğer parametreleri otomatik oluşturacaktır. Arzu edilirse yukarıdaki parametreler kullanılarak;
# useradd -u [kullanıcı_id] -g [grup] -d [ev_dizini] -s [kabuk_adresi] [kullanıcı_adı]
detaylı bir şekilde yazılabilir. Kullanıcı eklemek için adduser komutu da kullanılabilir. Useradd ile benzer parametreler içerir. Fakat useradd komutundan farklı olarak;
# adduser [kullanıcı_adı] [grup_adı]
yazıldığında kullanıcıyı belirlenen gruba ekler.
Useradd komutunun parametresi olan “p” ile oluşturulan parola passwd komutu ile değiştirilir. Bu komut ile yapılan değişiklikler “/etc/shadow” dosyasına geri döndürülemez bir şifreleme ile kaydedilir. Komut satırına;
# passwd
yazıldıktan sonra eski şifreyi ve yeni şifreyi iki defa isteyerek şifreyi değiştirebiliriz. Parola ile ilgili kullanılabilecek parametreler;
-k : Kullanıcı için belirtilen geçerlilik süresi dolmuş hesaplarda değişiklik yapar.
-l : Kullanıcının hesabını kilitler. Root yetkisi gerekir. “/etc/shadow” dosyasındaki şifrelenmiş sözdiziminin başına “!” ünlem işareti koyar.
-u : Kilitli hesabı açar. “l” parametresinin tersidir. Sözdiziminden ünlem işaretini kaldırır.
-d : Kullanıcı hesabının parolasını kaldırarak parolasız girmesini sağlar. Root yetkisi gerekir.
Oluşturulan kullanıcıyı silme işlemi için ise userdel komutu kullanılır. “r” paremetresi verildiğinde useradd komutundaki parametrelerin oluşturduğu yapı ile beraber siler. Komut satırına;
# userdel [kullanıcı_adı]
veya
#userdel -r [kullanıcı_adı]
şeklinde yazılabilir.
Groups komutu ile kullanıcının hangi gruplara dahil olduğu görüntülenir.
$ groups
parametresiz sade bir şekilde yazılara sonuç alınır.
Chgrp ile dosya ve dizinlerin hangi gruba ait olacağı bilgisi değiştirilir. Komut yazımı;
$ chgrp [grup] [dosya]
şeklindedir. R parametresi ile bereber yazıldığında dizin altındaki tüm alt klaösr ve dosyaların grubu da değişir.
Bir kullanıcıyı belli bir gruba atamak için adduser komutu da kullanılabilir. Örneğin;
$ adduser kullanici_adi grub_adi
yazarak istediğimiz gruba grubuna kullanıcımızı ekleyebiliriz.
Dosya ve dizinlerin kullanılarını ve gruplarını değiştirme chown komutu ile yapılır. İki parametrelidir. İki farklı kullanımı vardır.
4809_15
şeklinde kullancısı pardus bulunduğu grup pardus olan dizinin sadece kullanıcısını
# chown root Belgeler/
yazarak değiştirebiliriz. Kullanıcı ve grub arasına “:” koyarak
# chown root:root Belgeler/
4809_16
hem kullanıcısını hemde grubunu root olarak değiştirebiliriz.
Dosya ve klasör izinleri üç başlıkta incelenir. Bir dosyaya;
Okuma (r)
Yazma (w)
Çalıştırma (x)
izinlerinden biri veya birkaçı beraber verilebilir. Her dosya ve klasöre ayrı ayrı yetkilendirme yapılabilir. Sadece okuma yetkisi verilen kullanıcı dosyayı görüntüleyebilir fakat çalıştıramaz, içeriğine müdahale (Silme, değiştirme) edemez. Neden böyle bir ihtiyaç olabileceği akla gelebilir. Örneğin ağda kullanıma açtığınız bir libreofis dökümanınıza sadece okuma yetkisi verilerek kullanıcılar tarafından görülmesi fakat müdahale edilmemesini sağlayabilirsiniz.
Yetkilendirme de değinilmesi gereken diğer bir konu ise yetkilendirmenin kullanıcı, grup ve diğerleri şeklinde yapılabilmesidir. Yani yetki(ler) sadece bir kullanıcıya veya kullanıcının da dahil olduğu o grub’a veya tüm kullanıcılara göre ayrı ayrı verilebir.
Bu değerler komut satırında şu harfler ile temsil edilir.
u : Dosyanın sahibi
g : Kullanıcının da dahil olduğu grup
o : Diğer tüm kullanıcıları temsil eder
Arayüzden ve uçbirim ekranında ayrı ayrı yetkilendirme yapılabilir. Uçbirim ekranından “chmod” komutu ile yapılan yetkilendirme r,w,x harfleri ile temsil edilir. Harfler karakter olarak yazılabileceği gibi sayısal olarak da yazılabilir. Harfler;
r : 4 w : 2 x : 1 r (4)+w(2)+x(1)=7
sayıları ile temsil edilir. Yetkilendirilecek klasör ise başında “d” harfi, dosya ise orta çizgi “-” ile başlar. Buradan yetki verilecek belgenin tipi anlaşılır.
4809_17
İlk üç harf kullanıcıya daha sonraki harfler grub, son üç harf ise diğerlerine aittir. Verilmeyen yetkiler “-” orta çizgi ile gösterilir.
Sadece kullanıcıya yetki vermek için komut satırına;
$ chmod u+rwx Dosya_adi
Sadece grub’a yetki vermek için;
$ chmod g+rwx Dosya_adi
Sadece grub’a sadece okuma yetkisi vermek için;
$ chmod g+r Dosya_adi
Kullanıcı ve grub’a çalıştırma yetkisi vermek için;
$ chmod ug+x Dosya_adi
şeklinde komutlar yazıllır. U,g,o harfleri kullanıcı, grup ve diğerlerini temsil eder. “+” işareti yetki ekleme, daha sonraki harfler verilecek yetki türünü temsil eder. Sayısal olarak da;
$ chmod 777 Dosya_adi
şeklinde verilir. Okuma için 3, okuma ve yazma yetkisi için 3+2=5, tamamı için 3+2+1=7 olarak sayılar verilir. Sayısal yetki türlerine birkaç örnek yazalım.
222 : Kullanıcı, grup ve diğerlerine sadece yazma yetkisi
744 : Kullanıcıya tüm yetkiler, grup ve diğerlerine sadece okuma yetkisi
742 : Kullanıcıya tüm yetkiler, gruba okuma, diğerlerine yazma yetkisi
764 : Kullanıcıya tüm yetkiler, gruba okuma yazma,
761 : Kullanıcıya tüm yetkiler, gruba okuma yazma, diğerlerine çalıştırma
661 : Kullanıcıya ve gruba okuma yazma, diğerlerine sadece çalıştırma
Sayısal olarak yetkilendirmede dikkat edilmesi gereken konu grub’a, kullanıcıya ve diğerlerine yetki verirken tüm yetkiler sayısal ifadeye dökülmelidir. Yani gruba yetki verirken kullanıcının yetkisi de, kullanıcıya yetki verirken diğerlerinin yetkisi de yazılmalıdır. Dosyamızın adı “anlatim” olsun. Yetkileri ise “-r-x-w—x” olsun.
Sadece kullanıcıya tüm yetkileri vermek için;
$ chmod 721 anlatim
şeklinde olmalı. Kulanıcıya tüm yetkiler r(3)+w(2)+x(1) verildiği için 7, grub eski yetkilerinde kalacağından w(2), diğerleri ise x(1) olur.
Sadece grub’a tüm yetkileri vermek için;
$ chmod 471 anlatim
Sadece grub’a sadece okuma yetkisi vermek için;
$ chmod 451 anlatim
Kullanıcı ve grub’a çalıştırma yetkisi vermek için;
$ chmod 731 anlatim
şeklinde olmalı.
Kullanıcının sistemde yeni oluşturacağı dosyalara ve klasörlere öntanımlı olarak vereceği yetki değerleri umask komutu ile oluşturulur. Umask yetki verme değil aslında yetki alma komutudur. Komut satırında tek başına bu komutu yazıldığında ön tanımlı yetki değerlerini görüntüler;
pardus@kde:~ umask
0022
Sağdan üç rakam yetkiyi temsil eder. Yukarıdaki çıktıda kullanıcıya tüm yetki verilmiş, kullanıcının bulunduğu grubun ve diğer kullanıcılardan yazma yetkisi alınmıştır. Umask da alınan değerler şu anlama gelir;
0 (Sıfır) değeri ile tüm haklar verilmiş olur.
2 (İki) değeri ile yazma yetkisi alınmış olur. Yani yazma işlemi yapılamaz
4 (Dört) değeri ile okuma yetkisi alınmış olur. Yani okuma yapılamaz.
Komut yazılarak yetkilerden biri veya birkaçı alınabilir. Umask değeri “000″ olduğunda dosyalarda izinler “666″ şeklinde, klasörler de “777″ şeklindedir. Var olan yetkiyi değiştirmek için komut satırına sayısal olarak almak istediğimiz yetki ile komutu yazmalıyız. Örneğin komut satırına;
$ umask 000
yazdığımızda artık bu kullanıcının oluşturduğu tüm dosya ve klasörler tüm yetkilerle (Okuma-Yazma-Çalıştırma) oluşacaktır.
4809_18
Arayüzden bir klasöre(veya dosyaya) yetki vermek için klasörün üzerine sağ tıklanıp erişim hakları sekmesinden yetkilendirme yapılabilir. Konsol ekranında olduğu gibi yetkilendirme de dosyanın sahibi, gurubu ve diğer kullanıcılar şeklindedir. Klasöre verilen yetkinin tüm dosyalara da etkili olması için “Çevrelenmiş Dosyalara İzinleri Uygula” butonuna tıklanmalıdır.
Kaynakça:
-http://www.gnome.org.tr/

Pardus’ta Cups ile Yazıcı Yüklemek

CUPS; (The Common Unix Printing System) Genel Unix Yazdırma Sistemi’dir. GNU Genel Kamu lisansı ile dağıtılmaktadır. Resmi internet sitesinden “http://www.cups.org” ve paket yöneticilerinden (Yazılım Merkezi, Synaptic Paket Yöneticisi) temin edebilirsiniz. Yazıcı kurulumunu görsel ve komutlarla anlatmaya çalışacağız.

Görsel Olarak Yazıcı Kurulumu
Herhangi bir tarayıcının veya dosyanın adres çubuğuna “localhost:631″ yazarak erişebilirsiniz. Girişte Cups sürümünü belirten bir sayfa ile karşılar. Yüklü yazıcıları “Printer” sekmesinden görebilirsiniz.
4807_2
Linux sistemlerde her servisin bir kullanıcı grubu vardır. Örneğin kullanıcıların root yetkisini almaları için root grubuna üye olmaları gerekir. Yazıcılar için ise “lpadmin” grubuna üye olmak gereklidir. Bunu arayüzden yapabileceğiniz gibi komut satırına;
“$ adduser kullanıcı_adı grup_adı” şeklinde yazarak da yapabilirsiniz. Gruba üye olduktan sonra Cups ana sayfasındaki “Administrator” sekmesine tıklayarak yazıcı kurulumuna başlayalım.
Karşımıza gelen ekranda “Printer” başlığı altından “Add Printer” butonuna tıklayalım.
4807_3
Cups ile farklı ortamlardan yazıcı yüklemesi yapılabilir.
4807_4
Lokalde bilgisayarınıza bağlı olan bilgisayardan bağlantı için “Local Printers”, bulunulan ağda paylaşıma açılmış yazıcılar için “Discovered Network Printers”, diğer ağlarda bağlaşılan veya samba ile windows bilgisayardan paylaşılan yazıcılar için “Other Network Printer” başlıklarından seçim yapılmalıdır.
Sistem bağlı bilgisayarınızı görür ve seçeneklerde sunar. Bazı uygulamalar sistemde yazıcı varlığına ihtiyaç duyarlar. Böyle bir ihtiyaç da sanal Cups yazıcısı (Virtual PDF Printer) kurulabilir. Yazıcı çıktılarını pdf dökümanı şeklinde ekrana döker. “Continue” butonuna tıklayarak devam edelim.
4807_5
Ağda birden fazla aynı model-marka yazıcı bulunuyorsa “Location” seçeneğine yazıcının bulunduğu yer bilgisini girebilirsiniz. Böylece yazıcıları da yönetmiş olursunuz. Yazıcıyı ağda paylaşıma açmak için “Share This Printer” onayı verilmelidir.
4807_6
Son olarak “Add Printer” butonuna tıklayarak yazıcıyı ekleyelim. Yukarıda HP marka yazıcı kurulumu yaptık. Farklı bir marka yazıcı kurulmak istendiğinde “Select Another Make/Manufacturer” ile yazıcı üreticisi belirlilebilir. Bu butona tıklandığında aşağıda pencere açılır.
4807_7
Ayrıca yazıcının ppd uzantılı kurulum dosyası gösterilerek de kurulum yapılabilir.
4807_8
Cups yazıcınızı tanıdıysa ayarlarını otomatik olarak yapar. Kağıt türü, çift yazdırma desteği gibi ayarlar yapılandırılabilir. Varsayılan yazıcı ayarlarının aktif olması için “Set Default Options” butonuna tıklanmalıdır.
Yazıcının doğru bir şekilde yüklendiği bilgisini verdikten sonra yazıcı ve yazıya yüklenmiş işleri gösteren yeni bir ekran açacaktır.
4807_9
Aynı bilgilere “Printers” sekmesinde listelenen yazıcılara tıklayarak da erişebilirsiniz.
4807_10
Yazıcı ayarlarına müdahale için, ekranın üst sol kısmındaki açılır pencerede tanımlanan görevler gerçekleştirilebilir. Örneğin yazıcı sistemden kaldırılmak isteniyorsa “Delete Printer” seçilerek yazıcı silinir. Yazıcıyı varsayılan ayarlarına getirmek için “Set Default Options”, ayarlarına elle müdehale etmek için ise “Modify Printer”‘a girilebilir.
Yazıcı ile ilgili daha önce yapılmış işler (Sınama sayfası yazıdırma, alınan çıktılar) “Jobs” başlığı altında listelenir. Verilen görevler silinebilir ve iptal edilebilir. Normal yazıcı ayarlarında ki yazdırma kuyruğu özelliğinin Cups’ta ki halidir.
Komutlarla CUPS
Cups dosyalarını “/etc/cups” altında bulabilirsiniz. Herhangi bir nedenden dolayı cups’a erişim sağlayamıyorsanız komut satırına;
# /etc/rc2.d/S23cups stop
ve
# /etc/rc2.d/S23cups start
komutları sistemi durdurup yeniden başlatabilirsiniz. Sistem yeniden ve sağlıklı bir şeklide başladığında;
[....] Starting Common Unix Printing System: cupsdcupsd: Child exited on signal 15
. ok
şeklinde bir ekran çıktısı verecektir.
Yazıcı Paylaşmak
Cups ile kurduğunuz yazıcıyı paylaşıma açmak için “/etc/cups/cupsd.conf” dosyasını düzenlemek gerekir.
Bu dosyada “<Location />” ile başlayan satırı;
<Location />
Order allow,deny
Allow From 10.6.5.1
Allow From 10.6.5.*
</Location>
şeklinde düzenlediğinizde ip adresi “10.6.5.*” ile başlayan bütün istemci bilgisayarlar yazıcınızı görebilirler. Bu şekilde düzenleme yaptıktan sonra cups sistemini;
# /etc/rc.d/cupsd restart
komutu ile restart etmelisiniz.
İstemci tarafında ise, /etc/cups/client.conf dosyası açılıp, ServerName kısmına sunucunun IP adresi yazılmalıdır. (ServerName 10.6.5.62 gibi). Yine istemci bilgisayarında komut satırına;
# lpq
komutu verildiğinde yazıcının tanındığı bilgisini ekrana dökecektir.
HP Lazerjet m2727 is ready
no entrie
Yazıcınız kullanıma hazır!
Kaynakça:
-http://www.cups.org/

Pardus’ta Rdesktop ile Windows’a Uzak Bağlantı

Windows’ta Yapılması Gerekenler
Ev bilgisayarlarında genellikle uzak masaüstü bağlantısı pasiftir. Aktif hale getirmek için masaüstünüzdeki bilgisayarım simgesine sağ tıklayın ve özelliklere girin.

Uzak sekmesinden Uzak Masaüstü bağlantısına izin verelim. Bu bilgisayara bağlanıldığında giriş yapılabilecek kullanıcıları belirlemek için “Kullanıcı Se甑e girelim.
4808_2
“Ekle” butonuna tıklayalım.
4808_3
Kullanıcı adlarını elle girebiliriz. Yazım yanlışı yapılması ihtimaline karşı “Gelişmiş” butonuna tıklayarak kullanıcıları listeden seçelim.
4808_4
Giriş izni verilmesini istediğimiz kullanıcı adlarına çift tıklayalım. Windows’ta ki Administrator kullanıcısı bu yetkiye zaten sahiptir. Yani bu listeye eklemeden de bağlantı yapılabilir.
4808_5
“Tamam” butonuna tıklayalım.
4808_6
İzin verilen kullanıcıları yukarıda görebiliriz. “Tamam” butonuna tıklayarak Windows’ta ki işimizi bitirelim.

Kurulum
Öncelikle Pardus yüklü bilgisayarda “rdesktop” uygulaması yüklenmelidir. Konsol(Uçbirim, Terminal olarak geçebilir) ‘da;
# sudo apt-get install rdesktop
komutunu yazarak veya paket yöneticilerinden(Synaptic PY, Yazılım Merkezi) yükleyebilirsiniz.
Kullanım
Görsel bir arayüzü yoktur. Komutla tetiklenerek çalışır. Rdesktop sade kullanımında komut satırına;
$ rdesktop -k tr ip_adresi
şeklinde yazmanız yeterlidir. Bağlantı esnasında verilebilecek rdesktop parametrelerine değinelim.
Parametreleri
k (Keyboard) Klavye secenegi tr, en, de, fr …
d (Dmain name) Domain Adı
g Ekran boyutunu belirtir 1280×1024, 1024×968 , 800×600 veya yüzde belirtilebilir. Örneğin “-g 50%” yazıldığında en-boy oranlarınınyarısı ile görüntüleme yapar.
a Renk derinliğini belirtir 8, 15, 16 bit gibi
r Baglanacak donanım yada aygıt belirtilir. Yazıcı, faks, tarayıcı vb..
u Sunucu bilgisayarında tanımlı kullanıcı adı girilir. Sunucu tarafında bu kullanıcıya uzaktan bağlantı izni de verilmiş olmalıdır.
p Sunucudaki bağlanılmak istenen kullanıcını şifresi girilir.
f Sunucu bilgisayar ekranınızın tamamını kaplar. İstemci ekranı kaybolur. Tam mod ekrandan çıkış için “Ctrl + Alt + Enter” tuş kombinasyonu kullanılır.
Daha detaylı bilgi için konsol ekranında “man rdesktop” yazarak yardım alabilirsiniz.
Kısayol ve İcon Oluşturma
Rdesktop’un kullanımı yukarıdaki gibi komutlarla gerçekleştiriliyor. Fakat her bağlantıda bu şeklide komut yazmak zaman alır ve hatalara neden olabilir. Bu yüzden hızlı ve sorunsuz kullanım için bu işlemleri uygulama bağlantısına çevireceğiz.
KDE arayüzünde masaüstüne sağ tıklayarak aşağıdaki işlemi gerçekleştirelim.
4808_7
“Genel” sekmesinden bağlantıya isim verelim. İsimlendirmede yapılacak bağlantıyı anımsatacak bir kelime kullanın. Bağlantı-1, bağlantı-2 gibi belirsiz isim vermekten kaçının.
4808_8
Oluşturulan bağlantının sahibi siz olduğunuz için yetkilendirme aşağıdaki gibi olur.
4808_9
Diğer kullanıcılarında bu bağlantıyı root olarak kullanabilmesi için “Gelişmiş izinler”‘den grup ve diğer kullanıcılara yetkilendirme yapabilirsiniz. Şayet bu bağlantıyı sadece belli bir kullanıcı veya grub’a kullanım izni vermek istiyorsak “Girdi Ekle” ile o grup veya kullanıcıyı ekleyerek yetkilendirme yapabiliriz.
4808_10
Komut sekmesine kullanım başlığında anlattığımız şeklide komut yazılmalıdır.
4808_11
Örneğin;
# rdesktop -u administrator -p 1234 -f 10.6.5.62
yazıdığımızda 10.6.5.62 ip adresli bilgisayara administrator kullanıcısı ile şifresi girilerek tam ekran bağlantı oluşturur.
4808_12Oluşturulan bu bağlantının simgesi ekranda “?” şeklinde görüntülenir. İsterseniz bu simgeyi de değiştirelim.

4808_13
“Genel” sekmesindeki ikon’a çiftıklayalım. Açılan pencerede sunulan sistem simgelerinden birini veya gözat butonu ile kendi belirlediğiniz bir simgeyi işaretleyin.
4808_14
Artık belirlediğimiz komut ve simge ile oluşturduğumuz uzak masaüstü bağlantısı hızlı ve sorunsuz bir şeklide bağlatı gerçekleştirecektir.
4808_15
Kaynakça:
-http://okanyalcin.wordpress.com/2013/01/05/rdesktop-ile-linux-tan-windows-a-uzak-masaustu-baglanti/

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *